-
Tanju Altınay
Tarih: 28-12-2025 20:38:00
Güncelleme: 28-12-2025 20:38:00
Zamanın Avuçlarımızdan Kayıp Gidiyor: Durup Bakmaya Vaktimiz Var mı?
Modern dünyanın en büyük illüzyonu, her şeye yetişebileceğimiz yanılgısıdır. Oysa akreple yelkovan arasındaki o sessiz yarışta, mağlup olan her zaman biziz. "Zaman akıp gidiyor" cümlesini ne kadar sık kuruyoruz değil mi? Ancak bu cümleyi kurarken bile aslında geçen zamanın değil, o zamanın içini dolduramayışımızın telaşını yaşıyoruz.
Durmanın Lüks Olduğu Bir Çağ
Eskiden zaman, mevsimlerle, güneşin doğuşu ve batışıyla ölçülürdü. Şimdilerde ise zamanı dijital ekranlardaki bildirimlerle, bitmek bilmeyen toplantı saatleriyle ve "scroll" yaparak tükettiğimiz sosyal medya akışlarıyla ölçüyoruz. Bir videoyu 2 saniye fazla beklemeye tahammülümüz yok ama saatlerimizi amaçsız bir hızın içinde kaybetmekten çekinmiyoruz.
Asıl mesele şu: Zaman akıp gidiyor ama biz bu akışın neresindeyiz? Kıyısında durup izliyor muyuz, yoksa akıntıya kapılmış bir yaprak gibi nereye gittiğimizi bilmeden sürükleniyor muyuz?
Anı Yaşamak mı, Anı Kaydetmek mi?
Gittiğimiz konserlerde sahneyi görmek yerine telefon ekranına bakıyor, yediğimiz yemeğin tadından önce fotoğrafının ışığına odaklanıyoruz. Zamanı "dondurmaya" çalışırken, aslında o anın ruhunu öldürüyoruz. Hatıralar artık zihnimizde değil, bulut depolama alanlarında birikiyor. Oysa zamanın gerçek değeri, kaydedilmesinde değil, hissedilmesindedir.
Geç Kalınmışlık Hissinden Kurtulmak
Zamanın hızına yetişememek bizi sürekli bir "geç kalmışlık" hissine itiyor. Oysa hayat bir yarış değil, bir yolculuktur. Belki de yapmamız gereken tek şey, biraz yavaşlamaktır. Bir fincan kahvenin buharını izlemek (en sevdiğim ve benim gibi bu hissi seven dostlarım çok fazla) , sevdiğimiz birinin sesindeki tınıya odaklanmak veya sadece hiçbir şey yapmadan oturabilmek...
Zamanı durduramayız; bu evrenin en katı kuralı. Ancak zamanın kalitesini artırmak bizim elimizde. Unutmayın, saatler herkes için aynı hızda ilerler ama derinliği, onu nasıl yaşadığınız belirler.
- Bu Nasıl Vali?
- Eskiden "kalemler daha özgürce dans ederdi"
- Sanatın Parıltısı mı, Klavyenin Karanlığı mı?
- HER ŞEYİN "ORDİNARYÜSÜ" HAKAN URAL
- 8 Mart: Çiçeklerle Değil, Haklarla Taçlanan Kadınlar!
- Hollywood Neden Ayılamıyor?
- Aşkın "Pazarlama" Hali Değil, "Katlanma" Hali
- Z kuşağının "Dış Dünyayla İlişiği Kesme" Aparatı: Kulaklıklar!
- Antalya Kazan, Ben Kepçe: Gecelerde Kim Kiminle, Nerede?
- 2025: Bir Umudun Kırılışı, Bir Devrin Vedası
- Kalbi Atmayan Şeylerin Yasını Tutmak
- Akdeniz'deki Kriz Sinyalleri
