-
Tanju Altınay
Tarih: 09-09-2026 11:14:00
Güncelleme: 09-09-2026 11:24:00
Cenazeler Selfie Sahnesi mi, Yas Evi mi?
Geçenlerde yine sosyal medyada bir klip düştü önüme. Yıllarını sahnede, ekranda tüketen büyük bir ustaya veda ediliyor. Musalla taşının başında, dostlarının gözleri kan çanağı, gidenin arkasından helallik isteniyor. Ama o da ne? Kalabalığın içinden uzanan akıllı telefonlar, gözyaşları içindeki bir başka ünlü sanatçıya doğru hamle yapan eller: "Abi bir fotoğraf çektirebilir miyiz?", "Abla çok hayranınızım, bir kare rica etsek?"
Yahu insaf, yahu edeb! Cenaze evi burası, gala gecesi değil. Kırmızı halı mı serildi sandınız musalla taşının yanına?
İşin daha vahim, daha akıl almaz boyutu ise sonrasında başlıyor. Sevdiğini kaybetmiş, acıdan ayakta duramayan sanatçı, haklı olarak "Lütfen, sırası değil, acımız var" deyip fotoğrafı reddedince olanlar oluyor. Sosyal medyada hemen davullar çalınmaya başlıyor: "Yok efendim çok burnu havalardaymış", "Bir fotoğraf istedik fırça yedik", "Halktan kopmuşlar, bunlar sanatçı falan değil!"
Sevsinler sizin sanat anlayışınızı, yesinler sizin "halktan kopmama" edebiyatınızı!
İnsanın en çaresiz, en çıplak kaldığı andır yas anı. Yakınını kaybeden insan o an ne ün hatırlar, ne şöhret. İçindeki yangını söndürmeye çalışır. Ama bizim "selfie avcıları" için ne acının bir kıymeti var ne de ölümün vakarı. Varsa yoksa, "Bakın ben cenazede kimi gördüm" paylaşımı, birkaç beğeni, üç beş yorum. İnsanların gözyaşını kendi sosyal medya hesaplarına meze yapma pişkinliği.
Peki, reddedilince atılan o savrulmalar, o linç kampanyaları neyin nesi? Düpedüz şımarıklık, tam anlamıyla bir empati yoksunluğu! Akıl alır gibi değil; bir insanın en acılı gününü şov malzemesi yapacaksın, kabul etmeyince de "hava atıyor" diye linç edeceksin. Bunun adı hayranlık falan değil, bu ayıptır, bu saygısızlıktır.
Eskiden cenaze evinde ses çıkarılmaz, merhumun hatırasına ve yakınlarının acısına hürmeten başlar öne eğilirdi. Şimdi ise gözler kadrajda, parmaklar deklanşörde.
Allah akıl fikir versin diyoruz ama görünüşe göre önce biraz edep, biraz da vicdan lazım. Cenaze törenlerini fotoğraf çekilme festivaline çevirenlere de, o acılı insanlardan tebessüm bekleyenlere de tek bir sözümüz var: Bırakın insanlar acısını yaşasın, kameranızı cebinize, aynaya bakacak yüzünüz varsa da edebi yerinize koyun!
- Alaçatı’da 870 Bin Liralık "Gösteriş" Faturası: Boş Cüzdanlar, Dolu Kadehler!
- Zenginlerin Oynadığı, Fakirlerin İzlediği Bir
- Bu Nasıl Vali?
- Eskiden "kalemler daha özgürce dans ederdi"
- Sanatın Parıltısı mı, Klavyenin Karanlığı mı?
- HER ŞEYİN "ORDİNARYÜSÜ" HAKAN URAL
- 8 Mart: Çiçeklerle Değil, Haklarla Taçlanan Kadınlar!
- Hollywood Neden Ayılamıyor?
- Aşkın "Pazarlama" Hali Değil, "Katlanma" Hali
- Z kuşağının "Dış Dünyayla İlişiği Kesme" Aparatı: Kulaklıklar!
- Antalya Kazan, Ben Kepçe: Gecelerde Kim Kiminle, Nerede?
- 2025: Bir Umudun Kırılışı, Bir Devrin Vedası