içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

ASLI DÖNMEZ YAZI DİZİSİ 2: AŞK DA VAR, FLÖRT DE

Bence elliden sonra aşkın en önemli güncellemelerinden biri bu: Arıza lambasını daha erken fark etmek.

ASLI DÖNMEZ YAZI DİZİSİ 2: AŞK DA VAR, FLÖRT DE

AŞK DA VAR, FLÖRT DE…

AMA KULLANIM KILAVUZU DEĞİŞTİ

 

Flörtün yaşı var mı, bilmiyorum.

Ama bazı davranışların gerçekten son kullanma tarihi var.

Üç gün ortadan kaybolup sonra hiçbir şey olmamış gibi “Nasılsın?” diye dönmek mesela.

“Ben biraz karışığım.”"Şu ara kafam çok dolu.”“Bakalım zaman ne gösterecek…”

Zamanın göstereceklerini merak etmiyor değiliz.

Ama belli bir yaştan sonra insan biraz da karşısındakinin bugün ne gösterdiğine bakıyor.

Çünkü elliden sonra flört bitmiyor.

Bir mesaj geldiğinde hâlâ gülümsüyorsunuz. Bir buluşma öncesi ne giyeceğinizi düşünüyorsunuz. Birinin ses tonunu, bakışını, espri anlayışını sevip eve döndüğünüzde onu düşünüyorsunuz.

Yani kalp gayet çalışıyor. Sadece yıllar içinde aşkın kullanım kılavuzuna birkaç küçük not düşmüş oluyoruz.

Mesela eskiden “gizemli” bulduğumuz bazı davranışlara artık biraz daha şüpheyle yaklaşabiliyoruz.

Çok konuşmuyor. Gizemli.

Mesajlara geç dönüyor. Yoğun.

Ne hissettiğini söylemiyor. Derin.

Bir gün yakın, ertesi gün uzak. Karmaşık bir ruh.

Sonra bir noktada insan şunu da öğreniyor:

Belki de iletişim kuramıyor.

 

Elbette elli yaşına gelince ilişkiler konusunda kusursuz olmuyoruz.

Hâlâ yanlış kişiyi doğru zamanda sandığımız oluyor. Hâlâ bir cümleyi gereğinden fazla analiz edebiliyoruz. Hâlâ bazen “Acaba burada ne demek istedi?” diye düşündüğümüz oluyor. Hâlâ kırmızı bayrağı görüyoruz ve içimizden, “Belki ışıkta öyle görünmüştür…” diyoruz.

Yani hata yapma kabiliyeti sapasağlam.

 

Ama galiba fark şu:

Hatanın içinde eskisi kadar uzun süre kalmıyoruz. Bir şeyin yolunda gitmediğini daha çabuk fark ediyoruz. Bir insanın söylediğiyle yaptığı arasındaki mesafeyi daha erken görüyoruz. Bir ilişkinin bizi besleyip beslemediğini daha kısa sürede anlayabiliyoruz. Eskiden aynı döngünün içinde aylarca dolaşırken, şimdi bazen ikinci turda çıkışı görüyoruz.

 

Bence elliden sonra aşkın en önemli güncellemelerinden biri bu:

Arıza lambasını daha erken fark etmek.

Çünkü bir noktadan sonra mesele yalnızca karşınızdakinin sizi isteyip istememesi olmaktan çıkıyor. Siz de ona bakıyorsunuz. Konuşması güzel olabilir. Çekici olabilir. Sizi heyecanlandırabilir.

 

Ama hayatınıza girdiğinde işleri kolaylaştırıyor mu, yoksa önünüze sürekli yeni bir bilmece mi bırakıyor?

İşte o soru giderek daha önemli hale geliyor.

Gençken aşkın içine biraz “acaba” karışması hoşumuza gidebilir.

Biraz beklemek. Biraz merak etmek. Biraz kovalamaca. Biraz “kim önce yazacak?”

Sonra yıllar geçiyor ve insan şunu keşfediyor:

Sürekli acaba demek de yorucu bir işmiş. Bir süre sonra “Beni özledi mi?” sorusunun yanına başka bir soru geliyor: “Ben bunun yanında rahat mıyım?”

Birinin sizi beğenmesi güzel. Ama artık tek başına yeterli değil. Sözünde duruyor mu? Bir mesele olduğunda konuşabiliyor mu? Ne istediğini söyleyebiliyor mu? Görüşmek için plan yapmak ona ağır bir bürokratik işlem gibi mi geliyor? Bir gün söylediğini ertesi gün unutuyor mu?

Bunlar giderek daha fazla şey anlatıyor.

Çünkü çiçek güzel. Güzel söz de güzel. Ama tutarlılık da fena değil. Hatta belli bir yaştan sonra oldukça çekici.

Bir de çekimin kendisi değişiyor.

Gençken ilk anda dış görünüş, enerji, kimya daha hızlı çalışabiliyor. Yıllar geçtikçe başka şeyler de görünür hale geliyor:

Birinin nasıl düşündüğü. Neye güldüğü. Neyi merak ettiği. Bir konuda nasıl bağlantı kurduğu. Bazen bir cümle, bir bakıştan daha çekici olabiliyor.

Belki de bu yüzden sapyoseksüellik dediğimiz zihinsel çekimi belli bir yaştan sonra daha derin hissedebiliyoruz.

Çünkü artık yalnızca, “Beni etkiledi mi?” diye değil, “Zihnim onun yanında uyanıyor mu?”diye de bakıyoruz.

 

Bir de şu oyunlar var. Kim önce mesaj atacak? Hemen cevap verirsem fazla hevesli mi görünürüm? Biraz geri çekileyim de merak etsin.

İnsan daha flört başlamadan yoruluyor.

Bir ilişkiye başlamadan önce kriz yönetimi sertifikası almamız gerekmemeli.

Hoşlandıysanız hoşlandınız. Özlediyseniz özlediniz. Görüşmek istiyorsanız görüşmek istiyorsunuz.

Her duyguyu uluslararası diplomasiye çevirmeye gerçekten gerek var mı?

Üstelik elliden sonra herkes bir hikâyeyle geliyor.

“Eski ilişkiler. Evlilikler. Çocuklar. Kırgınlıklar. Alışkanlıklar. Kendi düzeni. Kendi yalnızlığı. Kendi konfor alanı.”

Yani karşınıza boş bir sayfa çıkmıyor.

Siz de boş sayfa değilsiniz zaten.

Belki de bu yüzden bu yaşlarda mesele kusursuz birini bulmak değil.

Kendi hikâyesini taşıyabilen ve sizin hikâyenize de saygı gösterebilen biriyle karşılaşmak.

Çünkü belli bir yaştan sonra kurduğunuz bir hayat var. Alışkanlıklarınız var. Sevdiğiniz insanlar var. Kendinize ait saatleriniz var. Belki sevdiğiniz bir koltuk bile var. Birinin o hayata girmesi için sadece kalbinizi hızlandırması yetmiyor.

Hayatınızı sürekli birbirine katmaması da gerekiyor.

Ve sanırım burada başka bir soru devreye giriyor:

“Bu insan hayatımı güzelleştiriyor mu, yoksa sadece hareketlendiriyor mu?”

Çünkü ikisi aynı şey değil. Hareket her zaman hayat değildir. Bazen sadece trafiktir. Ve açıkçası bu saatten sonra trafik romantik bir aktivite sayılmıyor.

Bütün bunlar aşktan vazgeçtiğimiz anlamına gelmiyor. Tam tersine. Birini merak etmek hâlâ güzel. Bir mesajı görünce yüzünüzün değişmesi güzel. Birlikte kahkaha atmak, yeni bir yere gitmek, eve dönerken “iyi ki gelmişim” emek güzel. Bunların hiçbirinin yaşı yok.

Sadece artık güzel olanı gereksiz karmaşanın içinde kaybetmek istemiyoruz.

Kalp yine zaman zaman bildiğini okuyabilir. Hatta okuyacaktır.

Tecrübe sahibi olmak, bir daha hiç yanılmayacağımız anlamına gelmiyor.

Ama artık bazı işaretleri tanıyoruz. Ne zaman bir şeyin fazla zorlandığını, ne zaman bağlantının koptuğunu, ne zaman “burada bir şey yolunda değil”  dediğimizi daha erken fark ediyoruz.

 

Belki elliden sonra aşkın en büyük farkı da bu. Daha az hata yapmak değil.

Aynı hatada daha az kalmak.

Heyecan hâlâ var. Merak var. Kelebekler gerektiğinde yine göreve hazır.

Ama belirsizliğe, tutarsızlığa, oyunlara? Karnımız tok.

Çünkü bu yaştan sonra aşkın heyecanından vazgeçmiyoruz.

Sadece heyecan adına karmaşa satın almak istemiyoruz.

 

Aslı Dönmez

 

Tarih: 11-09-2026

FACEBOOK YORUM
Yorum